Öğretmen köye tayin olmuş. Köyün yolunu tutmuş. Kravatı, kostümü, fötr şapkası, her şeyi tamam. Ama ne ki bekar. Gel zaman git zaman, bakmış olacak gibi değil. Bekarlık canına tak etmeye başlamış. Yavaş yavaş aranmaya koyulmuş. Sağa- sola, sonra öğrencilere.
Sonunda sınıfta genç bir kızı gözüne kestirmiş. Bir gün ders bitiminde allem etmiş kallem etmiş kızı sınıfta bıraktırmış. Ve ne yapıp edip, kürsünün oraya. Ama fötr var, pantolon var, kravat var. Kızı yere yatırmasıyla fötrü kürsünün üstüne, pantolonu da fora aşağıya. Öğretmenin gözü dönmüş vaziyette. Ama tam o sırada kızın babası gelmiş. Bakmış ki ders mers hak getire. Kürsünün ardında kızı yerde. Durum vaziyeti karışık. Üstünde ceket, gömlek, kravat, altı ise çırılçıplak bir hoca. Öğretmen hemen doğrulmuş. Başına fötrü geçirmiş ve bağırmaya başlamış: Sabah erken gel dedim, gelmedi. Yerleri süpür dedim, süpürmedi. Dersini çalış dedim, çalışmadı. Biz adamı böyle yaparız Mehmet Ağa!
| < Gökden üç elma düşmüş | Monica sen gidebilirsin > |
Fikra ara
Fikra kategorileri