Sinsi ve zekiliğine çok güvenen bir vatandaş hocanın hazır cevap üstün ve kıvrak zekâ biri olduğunu hep duyar ve kendinin daha akıllı olduğunu iddia eder ve düşer yollara.
Akşehir’e girerken yoldakilere Hocayı sorar. Köy meydanında tekrar sormasını söylerler. Köy meydanına gelince bakar ki bir adam cami duvarına yaslanmış güneşlenmektedir. -Nasreddin'i arıyorum nerde? der. Duvara yaslı kişi; -Napcaksın hocayı? der. O da amacını anlatır.
-Ben sana hocayı bulurum duvardan çekilemem sonra yıkılır der. Bunun üzerine bizim sivri zekâ;
-Ben sen gelene kadar senin yerine dururum der. Adam Hoca yı bulacağının sevinciyle duvara yaslanır ve beklemeye koyulur. Öğlenin ikindinin sıcağını yer, aç susuz ve kan ter içinde kalır ama gelen giden yok. Akşama doğru sabah yolda karşılaştığı kişiler gelir ve sorarlar;
-Buldun mu hocayı?
-Valla bu duvarı bekleyen biri vardı ona sordum, benide bu duvara yıkılmasın diye dayadı ve hocayı almaya gitti, gitti ama gidiş o gidiş der.
-Arkadaşım o duvarda bir şey yok ki, ne yıkılması..o zaman o görüştüğün kişi işte Nasreddin di naber aldın mı dersini derler ve basarlar kahkahayı. Bunun üzerine bizim sivri zekâ hocayla kimsenin başa çıkamayacağını güzelce kabullenir.
| < Güzel plan | Hiç ağzını açmıyorsun > |
Fikra ara
Fikra kategorileri